
Gündelik hayatta en sık duyduğumuz cümlelerden biri haline geldi.
“Eskiden böyle miydik?”
Kimi zaman bir sitem, kimi zaman içimizden gelen bir isyan duygusu belki ama genel olarak toplumsal ve kişisel davranışları göz önünde bulundurduğumuzda reddedilemez bir gerçek ortaya çıkıyor…
“Sıkılmışız”
Bu altın topraklarda, bu güzel insanlarla hep beraber el ele tutuşup Atamızın aydınlattığı yolda, güzel günlere yürümek varken, bencillik, koltuk sevdası, para hırsı olan insanlar yüzünden sıkıldık.
Eskiden orta direk bir diye bir kavram vardı, rahmetli Kemal Sunal’ın filminde çok güzel ele aldığı ve anlattığı kavram. Şimdi ise iki farklı kavram görüyoruz. Çok zengin ve çok fakir… Ülkemizde acı bir gerçektir ki hiç kimse ihtiyaçları doğrultusunda çalışıp “Bu bana yeter çok şükür” algısında yaşamıyor. Bu algıda olmayan bir ülkenin vatandaşlarının kaderi; eninde sonunda uçuruma sürüklenen bir gelecek ile devam eder kanaatindeyim.
Şimdi kafanızı kaldırın ve kendinize sorun.
Bir arabası olan bir insan neden sürekli ikinci bir arabaya veya o arabanın bir üst modeline sahip olmak istiyor.
Bir evi olan insan neden sürekli benim ikinci bir evim olsun, daha iyi bir konumda daha büyük daha güzel olsun diye düşünüyor.
İşi olan, kazancı ailesinin ve kendisinin geçimine fazlasıyla yeten bir insan neden başkalarına kapı açmak yerine daha çok kazanayım tüm para benim olsun sevdasında.
“Acı Gerçekler”
Maddi durumunuz iyi veya kötü olsa da bir an için aynı düşüncelerde olduğunuzu hissettiniz mi?
Değişmesi gereken ekonomi, toplum değil, değişmesi gereken biziz, değişmesi gereken fikirlerimiz.
İnsanlar hayatlarında bir konuma geldiğinde, bu özellikle maddi açıdan güzel kazanabildiği bir konum ise insanlığını değil çoğu zaman ölümlü bir canlı olduğunun bile bilincinden çıkıyor.
Unutmayın biz ölümlü canlılarız, dün yoktuk, yarında yok olucaz. Nefes almayı sonlandırdığınız takdirde yarın hiç kimse sizin ne kadar kazandığınızı, kendinize neler aldığınızı, arabanızın modelini, evinizin lüks olmasını konuşmayacak. Dünyaya mal, mülk, para, açlık, sefalet bırakmak yerine fikirlerinizi bırakın. Çocuklarınıza miras değil, saygılı bir gelecek kapısı aralayın.
“Bir milletin ahlak değeri, o milletin yükselmesini sağlar. Bir millet, zenginliğiyle değil, ahlak değeriyle ölçülür.”
Mustafa Kemal Atatürk
Gelecek yarınlarda; Aşık olun, sevin, sevilin, hayvanlara ve doğaya saygı gösterin, kimsesiz bir canlı edinin, bir fidan dikin ve sulayın, yardım edin, değişime kendinizden başlayın.