Kuşadası'nın kültürel ve sanatsal hayatına yön veren isimlerden biri olan Cemal Caner Yavuz ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Tiyatro Efes'in kurucusu ve sanatçı kimliğiyle tanınan Yavuz, Kuşadası'nın tiyatro sahnesindeki boşluğu doldurarak bölgede kültürel bir hareketin öncüsü haline geldi. Kendisiyle sanat, tiyatro ve Kuşadası'nın kültürel potansiyeli üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Kuşadası Tiyatro Atölyesi'nin kuruluş hikayesini ve yolculuğunu bizimle paylaşır mısınız?
Kuşadası'na tatile geldim ve burada arkadaşlarım vardı. İstanbul'dan bazı influencer arkadaşlarım sürekli beni tatile davet ediyorlardı. Sonunda tatile geldim ve dönemedim. Burada yaşamanın daha keyifli olacağını düşündüm ve burada kalmaya karar verdim. Daha sonra düşündüm, burada ne iş yapılır, buranın neye ihtiyacı var, Kuşadası'nda ne eksik diye. Küçük bir araştırma yaptığımda şunu fark ettim: Burada tiyatro, kültür ve sanat yoktu ve bu alanda üretken bir tavır da yoktu. Aslında, ciddi bir yaklaşım yoktu diyebilirim. İlk başta geldiğimde bir Instagram hesabı açtım.
Kalmadan önce bir gönderi hazırladım ve o gönderiyi sponsorlu çıktık. Sonra o gönderiye aniden mesaj yağmaya başladı; insanlar bana "Gerçek misiniz?" diye sordular. Beni dolandırıcı sanmışlardı. Yani burada böyle şeyler olmuyor. Muhtemelen bu adamın bizim paralarımızı alıp kaçacağını düşündüler. Sonra işte tanışma dersi düzenledik bir yerde. Orada benim gerçek olduğumu, bir yüzümün olduğunu, bir insan olduğumu gördüler ve bana güvendiler. Bir sınıf açtık, sonra bir sınıf daha açtık. Böyle devam ettik. Şu anda iki atölyemiz var: Yetişkin tiyatro atölyesi. Beyaz yakalıların iş stresini ve günlük sıkıntılarını atabildikleri, kendilerini geliştirdikleri ve motive oldukları bir atölye burası. Bu atölyenin sonunda bir tiyatro oyunu sahneleniyor. Bir de “Sahneleme Atölyesi” aslında ismi. Onun dışında Momo öyküsünü uyarladım ve bir çocuk oyunu çıkaracağız. Açık mikrofon etkinlikleri, stand-up geceleri düzenliyoruz. Büyük şehirlerden komedyenler getiriyoruz Kuşadası'na. Bahsettiğim kültür ve sanat eksikliğini yavaş yavaş kapatmaya, bir alternatif yaratmaya çalışıyoruz.
Tiyatro Efes'in kurucusu olarak tiyatro alanındaki tutkunuzu nasıl keşfettiniz ve bu alanda nasıl ilerlediniz?
Tiyatro tutkumu bir bayram günü keşfettim. Sülalenin taklidini yapan bir çocuktum ve insanları güldürmek, onların beni izlemesini sağlamak benim çok hoşuma gitmişti. Sonra matematik öğretmenliği okurken Samsun'da köklü bir tiyatro kulübüne katıldım. Bu kulüp 25 yıllık bir geçmişe sahipti. Orada oynadığım oyunlarda seyircilerden gelen tepkiler, benim iş yaparken aldığım keyif, bunu bir meslek haline dönüştürmek gerektiğini bana gösterdi. Öğretmenliği bıraktım ve konservatuara girdim. Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk bölümünü kazandım.
Mezun olduktan sonra bazı reklam filmlerinde ve sinema filmlerinde rol aldım. Şimdi ise Kuşadası'nda özel bir tiyatro kurarak burada oyunlar sahneleyerek, büyük şehirlerden gelip farklı işler yapmak isteyenlerle işbirliği yaparak istediklerimi gerçekleştirmek istiyorum.
Kuşadası'nda stand-up organizasyonları düzenlemeye nasıl karar verdiniz ve bu deneyim nasıl geçti?
İlk olarak, açtığımız yetişkin tiyatro atölyesinde Burhan Gümüş isimli bir öğrencimiz var. Kendisi aynı zamanda Arı Kurye adında bir kurye şirketinde çalışıyor. İlk atölyeye geldiği gün ve düzenli aralıklarla bana şunu sıkça söyledi: "Hocam, burada bazı etkinlikler yapabilir miyiz? Stand-up getirsek, kendimiz yapsak, sahneye çıksak düzenlemek nasıl olur?" Ben de "Tamam, hallederiz. Olur" gibisinden cevapladım ve bu fikri destekledim. Atölyedeki diğer girişken arkadaşlarımızın etkisiyle Tiyatro Efes'in kapsamını genişletmeye başladık. Bir süre sonra, bir mekana geçtik ve bu süreçte stand-up denemelerine başladık. Daha sonra açık mikrofon geceleri düzenledik, keyif aldık ve bundan sonra Kuşadası'nda düzenli olarak bir stand-up gecesi yapmayı planladık. Bununla birlikte, Kuşadası'nda her hafta bir akşam, açık mikrofon gecesi veya haftada bir gün tanınmış bir komedyenin sahne aldığı bir gelenek oluşturmayı hedefliyoruz.
Bu aynı zamanda Kuşadası'nda çok yetenekli insanların buluşabileceği bir platform olacak. Tiyatro Efes'in misyonu da bu platformu yaratmak olduğu için, farklı alanlarda kendini geliştirmek ve göstermek isteyen insanlar için bir buluşma noktası olmayı sürdüreceğiz. Bu deneyim, Kuşadası seyircisinin bu tür etkinliklere gerçekten ilgi gösterdiğini gösterdi. Stand-up gecelerinde bunu net bir şekilde gördük. Hatta gelen komedyenler, seyirciden aldıkları olumlu tepkilere şaşırdılar. Bu, Kuşadası'nın kültürel hayata olan açlığını ve ilgisini gösteriyor. Zaten Kuşadası'nda düzenlenen ikinci açık mikrofon gecesinin de büyük ilgi gördüğünü belirtmek isterim.
Tiyatro sanatının Kuşadası'ndaki toplumsal ve kültürel etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kuşadası'nın bir tiyatro sahnesi ve sanat mekanı yok denecek kadar az. Dolayısıyla, Kuşadası'nda tiyatro sanatı da yok diyebiliriz. Çünkü tiyatro sanatı, seyirciyle birlikte icra edilen bir sanattır. Seyircisiz yapılabilen bir iş değildir ve her şeyden önce yerel yönetimlerin ve devletin bu tiyatro kültürünü desteklemesi gerekir. Devlet Tiyatroları ve Şehir Tiyatroları zaten bu misyonla hareket ederler; yani tiyatro seyircisi yetiştirmek.
Eğer yerel yönetimler bunu yapamıyorsa, üniversitelerin tiyatro kulüpleri ve özel tiyatrolar bu boşluğu doldurmalıdır. Bu nedenle, toplumsal ve kültürel bir etki yaratabilmek için öncelikle bir tiyatro seyircisinin olması gerekmektedir. Biz de şu anda bu seyirci kitlesini oluşturmaya çalışıyoruz. Aslında, bir şehirde izleme kültürü oluşturmaya çalışıyoruz. Küçük bir örnek vereyim: Mesela, şu anda kahve içiyoruz. Fiyatlar burada yazıyor. Diyelim ki burası ucuz bir yer. Genellikle 100-150 lira arası bir fiyat ödersin iki kahve içmek için. Ancak, insanlar genellikle bu parayı bir tiyatro biletine veya bir açık mikrofon gecesi biletine vermeye istekli değildir.. Çünkü kültür de bir tüketim alışkanlığıdır. Ne yazık ki, ülkemizde kültür, yaygın bir tüketim alışkanlığı değildir. Kültür ve sanat ürünleri, özellikle sanatçıların ve kamu kurumlarının inisiyatif alması ve sorumluluk alması gerekmektedir. Yani seyirci yetiştirmeyen bir tavırla seyirciyi çekemezsiniz. Nitelikli bir ürün ortaya koyarak seyirciyi o yöne çekmeniz gerekir.
Genç tiyatroculara veya tiyatro sanatına ilgi duyanlara tavsiyeleriniz nelerdir?
Öncelikle, bir mesleğinizin olmasına odaklanın. Türkiye'de tiyatro yapmak isteyenler için, tiyatro mesleği dışında pek çok farklı alanda beceri, bilgi ve deneyim sahibi olmanız gerekebilir. Mesela, bir tiyatro atölyesi açtığınızda, afişlerini tasarlayabilir, videolarını çekebilir, kurgularını yapabilir ve pazarlamasını yönetebilirsiniz. Tiyatro sanatı sadece oyunculuktan ibaret değildir; birden fazla beceri ve bilgi gerektirir. Bu nedenle, tiyatro sanatına ilgi duyanlara verdiğim tavsiye şudur: Komando olun. Yani, dayanıklı olun ve kendi ayaklarınızın üzerinde durmayı kendiniz sağlayın. Kimse sizin beklediğiniz tepkileri vermeyebilir. Bu yüzden, yaratıcılığınızı kullanarak sosyal medyada içerik üretmeye başlayın. TikTok, Youtube ve Instagram gibi platformlarda nitelikli içerikler üretmeye odaklanın. Kendi yeteneklerinizi sergileyin ve dikkat çekin.
Gelecek projeleriniz ve hedefleriniz nelerdir? Kuşadası Tiyatro Atölyesi'nin önümüzdeki dönemde neler planladığını paylaşabilir misiniz?
Nitelikli tiyatro oyunları sahnelemek istiyoruz. Temel hedefimiz bu. Ancak etrafında stand up gösterileri, doğaçlama geceleri veya farklı deneysel işler de olabilir. Bunlardan da geri durmak istemiyoruz. Bu vizyonu aslında katılımcılar belirliyor. Tiyatro Efes, kurumsal tiyatroların aksine dışarıdan gelen katılımcıları aynı zamanda bu işin ve fikrin ortakları olarak görüyor. Bu nedenle, kendini geliştirmek veya işi geliştirmek, fikri büyütmek isteyen herkes için kapısı açık bir yer burası.
Burada, vizyonu biz çiziyoruz. Buranın emekçileri, öğrencileri ve oyuncuları hep birlikte çiziyor. Bu nedenle, bu biraz daha kolektif bir iş oluyor, bizim adımıza. Eğitim faaliyetlerinden bahsetmedim. Önümüzdeki dönemde, yetişkinlerin tiyatro yapabileceği yeni sınıflar açmak istiyoruz. Doğaçlama atölyeleri açmak istiyoruz. Çocuklar için yaratıcı drama atölyesi açacağız. Bu tür projeler eğitim alanında da devam edecek. Diksiyon atölyeleri de olacak.
Kuşadası'nın kültürel ve sanatsal potansiyeli hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Kuşadası, pandemiden sonra ciddi bir göç almış bir yer olarak biliniyor ve bu göçlerin büyük bir kısmını büyük şehirlerden almış bir ilçe. Büyük şehirlerden gelen insanların kültürel ürün tüketme alışkanlığı olduğunu göz önünde bulundurursak, İstanbul'daki birinin akşam dışarı çıktığında yapabileceği etkinlikleri buraya geldiğinde bulması zor oluyor. Kuşadası'nda yapabileceğiniz şeyler büyük ölçüde bara gitmek, meyhane ziyareti yapmak veya sahilde zaman geçirmekle sınırlı kalıyor.
Yani yılın büyük bir bölümünde bu seçeneklerle yetinmek gerekiyor. Ancak, büyük şehirden gelen insanların bu kültür ve sanat tüketim alışkanlığı, aslında Kuşadası'nda ciddi bir seyirci potansiyeli olduğunu gösteriyor. Buraya kurulacak ve oynayacak tiyatrolar için oldukça umut verici bir durum. Hatta, Aydın'a ve İzmir'e gelen şehir dışından oyunların, Kuşadası'na da uğrama düşüncesinin olduğunu ancak sahne olmadığı için uğramadığını biliyorum. Umarım burada inşa edilen sahne, herkesin gelip sanatını icra edebileceği nitelikte bir hal alır ve bir an önce hayata geçirilir.
Tiyatro sanatının Kuşadası'nın tanıtımında ve gelişimindeki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu ve Bornova Belediye Şehir Tiyatrosu, bu ilçelerin tanınmasında büyük örnekler olmuştur çünkü bu bölgelerde çok başarılı tiyatro festivalleri düzenleniyor. Bu festivallerde sahnelenen oyunlar, nitelikli işler oldukları için sadece tiyatroyu değil, aynı zamanda ilgili şehirleri de tanıtır. Bu şekilde bir şehre nitelikli bir tiyatro kazandırmak, o şehri dışarıda tanıtmakla kalmaz, aynı zamanda dışarıdan gelen insanların o şehre gelmesinde de büyük rol oynar. Kuşadası gibi önemli bir konumda olan bir ilçede bir tiyatro festivali düzenlemek ve böylece kültür ve sanat alanında bir merkez oluşturmak harika olurdu. Kuşadası, Ege'de İzmir'e, Aydın'a ve Bodrum'a yakın bir konumda olduğu için bu potansiyeli barındırıyor. Çevredeki ilçelerle olan iş birliği ve koordinasyon, son yerel seçim sonuçlarından sonra daha da güçlendi. Bu başarılı ilçelerin model alınması ve Kuşadası'na benzer bir yapı kazandırılması, yerel yöneticiler için birkaç telefon görüşmesi ve birkaç aylık çalışma ile gerçekleştirilir.
Kuşadası'nın tiyatro ve sanat alanındaki gelişimine yön veren isimlerden biri olan Cemal Caner Yavuz ile gerçekleştirdiğimiz bu keyifli söyleşiden sonra, bölgedeki kültürel hareketin önemini bir kez daha kavramış bulunuyoruz. Tiyatro Efes'in ve Yavuz'un öncülüğünde Kuşadası'nın sanat ve tiyatro sahnesinin canlanması umuduyla...
Tiyatro Efes'in etkinliklerinden haberdar olabilmek için instagram hesabını takip edebilirsiniz.
https://www.instagram.com/tiyatroefes/