

8 Ocak 1942 Yılında İngiltere’nin Oxford şehrinde doğdu. Dünya’ya gözlerini diğer tüm insanlardan farklı olduğunun bilincinde olmadan açtı. Küçük yaşlarda yaşıtlarından farklı olarak çevresinde olan biten her şeyi matematiksel olarak hesaplayabiliyordu. Stephen Hawking…
11 Yaşındayken sadece İngiltere’nin değil Dünyanın en eski okullarından St Albans Okuluna başladı. Başladığı okulun sloganı adeta gelecek yıllarında başaracağı işlerin habercisiydi.
“Sadece kendimiz için doğmadık”
Okul yıllarında hiçbir zaman gösteriş peşinde olmadı, mütavazi bir arkadaş grubuyla kart oyunları oynayıp, icatlar yapmaya çalıştı.
St. Albans’tan mezun olduktan sonra ailesinin eski okulu olan Oxford University College’e başladı. Başlarda ailesi bu okulun onun için zor olacağını düşündü. Fakat Hawking girişte matematik, fizik ve genel kültür sorularını içeren sınavlardan gereğinden fazla puan alarak Oxford kapılarını araladı.
Babası Hawking’in tıp okumasını istiyordu. Fakat onun beyni yönlendirilebilecek klasik beyinlerden çok farklı bir algoritmaya sahipti. Matematik konusunda kararlıydı. Fakat girdiği okulda bu bölümün olmaması onu mecburen Fizik alanına yönlendirdi. Eski okulunda ki arkadaşlarından hiçbirisi Oxford’a girememişti. Buda onda bir dönem yalnızlık ve mutsuzluk yarattı. Kısa dönem rahatlamak için kürek çekmeye karar verdi. Fakat bu sporda kürek çekmek yerine; kürek çekme yönünü ve hızını idare etme görevini tercih etti.
Ailesinin başında zor gelir düşüncesiyle girdiği Oxford’da sınavları çalışmadan geçiyor, derslerde hiç zorlanmıyor ve yarışmalarda hazırlıksız girmesine rağmen birinci geliyordu.
1962 yılında buradan birçok başarıyla mezun oldu. Fakat bakış açısı ve düşüncelerinin Dünya ile sınırlı kalması onu sıkmıştı. Bu sıkılma onun ismini ezberlememizin ilk işareti olmuştur. Ve Hawking ne ile ilgili çalışmalar yapacağına karar verdi.
“Evren Bilimi”
Konu hakkında araştırmalarına devam edebilmek için Oxford’da kalmayı düşündü fakat kısa süre sonra Oxford’un yerine Cambridge’in bu araştırmalar için daha uygun olabileceğini anlayıp geçiş yaptı.
Mezun olduğu aynı yıl araştırmalarına ve çalışmalarına devam ederken bir yerlere çarpmaya, gündelik basit işlerde zorlanmaya başladı. Aile ziyaretine gittiği sırada ailesi ondaki bu anormal durumun farkına varıp hastaneye tedaviye götürdüler. Sonuçta ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) adında, tedavisi olmayan, sinir sistemini felç eden, çok nadir görülen bir hastalığı olduğu ortaya çıktı.
Bu hastalık beyni etkilemiyor ama tüm vücut kaslarını zamanla çalışamaz hale getiriyordu.
Hawking bu haberden sonra asla pes etmeyip çalışmalarına devam etti, kısa bir süre sonra profesör yardımcılığına yükseldi. Fakat Hawking’i etkileyen haber hastalığından öte bu hastalıktan dolayı doktorların onun sadece 2 yıl yaşayabileceği haberiydi. Ölmedi!
1973 yılında Gökbilim Enstitüsü’nden ayrılıp Matematik ve Kuramsal Fizik Bölümü’ne geçiş yaptı. Burada tüm insanlığın hayata bakış açısını yeniden sorgulatacak bir çalışmaya imza attı.
“Einstein’ın Uzay ve Zaman’ı kapsayan Genel Görelilik Kuramı, Big Bang ile başlayıp kara deliklerle sonlanıyordu.”
Çalışmaları ona “Lucasian Matematik Profesörü” ünvanını kazandırdı Dünya’da bu ünvanı alan 3. Kişi oldu. (Ondan önce bu unvanı alanlar Isaac Barrow ve Isaac Newton.)
Hastalık ilerleyen yıllarda onu fiziksel olarak iyice kısıtlamıştı. 1985 yılında sesini de kaybetmişti ve tekerlekli sandalyeye bağlı kalmıştı. Dünya’daki birçok bilim insanı Hawking’in hastalığının beynini etkilemediği ve onun çalışmalarına devam etmesini istediği için ona özel olarak tekerlekli sandalyeden, konuşamasa ve hareket edemese dahi fikirlerini tüm dünyaya aktarabilmesini sağlayan özel bir yazılım geliştirdiler.
Günümüzde onlarca teknolojiye sahip olmamıza ve binlerce dolar para harcanarak görselini yeni görebildiğimiz Kara Delikleri o vücudu çalışmadan sadece aklı ile kanıtladı ve ortaya koydu. 153 tane kitap yazdı. 1980 yılında Britanya İmparatorluğu Kumandanlığı yetkisi verildi. 1982’de de Kraliçe II. Elizabeth tarafında CBE ödülü verildi.
Doktorların iki yıl yaşayacağını belirttiği Hawking insanlığa onlarca eser, ödül, bilimsel makale ve başarılarıyla dolu bir miras bırakarak 14 Mart 2018, Cambridge’de gözlerini hayata kapadı.
Zamanın kısa tarihine ithafen. Saygıyla…