

Doğa ve Canlılarla ilgili bencillikten ve makam sevdasından anlayamadığınız birçok durum söz konusu.
Kaz Dağlarında altın madeni yapılmasına karşılık birçok yandaş yönetici ‘’Kaz Dağları değil 40 km ötesinde bu durum.’’ Diyerek trajikomik bir açıklamada bulundular. Oradaki insanlar için konu Kaz Dağları değil, hiçbir zaman olmadı. Oradaki insanlar için konu doğa ve içerisinde yaşayan binlerce canlı, oradaki insanların dertleri sizlere bunların yanlış olduğunu gösterip aynı zamanda kendilerini de ilgilendiren gezegenlerine ve onun doğasına sahip çıkmak.
Kaz Dağlarını savunan insanlar terörist değildir. Kaz Dağlarını savunan insanlar Anarşist değildir. Kaz Dağlarını savunan insanlar kural tanımaz değildir. Kaz Dağlarını savunan insanlar sizlere sadece paranın, makamın, doğayı katletmenin yanlış bir şey olduğunu ve yaptığınız yanlıştan geri dönmeniz gerektiğini, bunların sadece sizi ve onları değil tüm toplumu etkileyeceğinin farkına varmanız için oradalar.
İzmir tarihinde gördüğü en büyük yangınla karşı karşıya. Dile kolay tam üç gün oldu söndürülemiyor. Onlarca ‘’CAN’’ ın yitip gittiği koca üç gün ve söndürülemiyor. 80 Milyon vatandaşın yaşadığı Türkiye’de, binlerce insanın ve canlının hayatının emanet edildiği devlet yakılan ateşi söndüremiyor. Belki uçaklar kalkmıyor, belki bir rant meselesi var, belki kendinden başka hiçbir canlıyı düşünmeyen para hırslı birinin planlaması ama gözden kaçırmamız gereken acı bir gerçek ortada “3 GÜN” Bunun hiçbir açıklaması, hiçbir özrü, hiçbir savunması olamaz, olmayacak.
Doğanın ve hayvanların yaşadığını, nefes aldığını, bizlerin para ile yapılan binalar sayesinde değil onların sayesinde yaşadığımızı öğrenene kadar yangınlar, kıyımlar, saçma açıklamalar, kalkmayan uçaklar devam edecek.
İnsanlar oralara gidecekler, eylem yapacaklar, doğaya sahip çıkmaya çalışacaklar, yeniden fidanlandırma planlarını düzenleyecekler. Yeniden fidanlandıracaklar ve yeniden doğa yeşerecek. Ama yine yanacak. Her yer beton olana, onların cepleri ve banka hesapları maksimum para limitine ulaşana kadar yeniden yok olacak.
Yeşermesi gereken ormanlar değil. Fidanların yeniden açması gereken yer topraklar değil, bunu elbette ki her duyarlı vatandaş yapacaktır. Yeşermesi gereken yer bunlara neden olan insanların beyinleri, umutları ve saygıları.
Yanan bir ormana bakan, yuvasından kopmuş bir hayvana bakan ve hiç vicdanı sızlamayan bir insan veya insanlarla mücadele etmemiz için doğayı tekrar canlandırmanın yanında onlara bunun yanlış olduğu gerçeğini elimize her geçen fırsatta öğretmeye çalışmalıyız. Gerçekten bunu ısrarla anlamayacak, içinde canlıya saygısı kalmamış bir kişiye rastlarsak ve bundan emin olursak, insanlık olarak görevimiz onu toprak hakkında alınacak her karardan uzak tutmak olacaktır.
Bu Dünya sizin saygı duymanız gereken, binlerce yıldır ayakta olan ve sizin “GEÇİCİ OLARAK BURADA YAŞADIĞINIZI UNUTTUĞUNUZ.” Bir gezegen. Bu Dünyadaki canlılar, bu dünyanın ve bu ülkenin doğası sizin çıkarlarınız uğruna yok olmak zorunda değil. Çevresine, doğasına, hayvanlara ve yaşam hakkında saygı duyan, vicdanını ve kendini kısa ömründe eğitmeyi başarmış insanlar sizlerin saçma para ve beton aşkınız yüzünden üzülmek ve mücadele etmek zorunda değil.
Doğanın ahına inanıyorum, konuşamayan sessiz canlıların bir gün karşınıza çıkıp hesap soracağına inanıyorum. Bu mitolojik veya dini veya enerji anlamında olsun o ana tanıklık etmeyi gerçekten çok isterdim.
Doğanın size “Neden yaptınız?” sorusuna vereceğiniz cevabı gerçekten çok duymak isterdim.
Karar veren, bir şekilde yanan ve yakılan canlarla bağlantısı olan, partili veya değil, zengin veya fakir herkese seslenmek istiyorum. Bir gün aldıklarınızı geri veremeyeceksiniz. Borç ödenir, evler yeniden yapılır, yeniden yönetime gelinir, insanlardan özür dilenir, unutulur, belki tarih bile adınızı kötü sayfalara yazmaz. Ama doğa asla unutmaz, unutmayacak.
O alevler bir gün benliğinizde yanacak. Yaktığınız ve canının alınmasına aracı olduğunuz o sessiz canlılar bir gün size çığlık çığlığa seslenecek. O gün geldiğinde sizi paranız ve çevreniz, beton bloklarınız kurtaramayacak.